|
iç-mihrak, kimin girip çıktığı belli olmadığı için komşuları rahatsız eden bir proje-konuttur. üyelerinin sayısı, kompozisyonu (devamı) |
Mp3teki giriş şarkısı ne lan birisi söylesin hayrına aklıma takıldı kaldı
...her şey özlenebilir. Her şey tutku konusu olabilir. Her şey aynı ölçüde kutsal ve aynı ölçüde aşağılık olabilir. tutkular çevreye göre değişen şeylerdir. Evli kadınlar toplantısında, en temiz pak aile kadını olmaya özenen aynı kadın, orospuların yanında en orospu olmayı niçin istemesin? Önemli olan istektir, hiçbir istek diğerinden soylu değildir..
Söyleyeceklerim var ama neresinden girmem gerektiğinden emin değilim.. Sonuçta koyun keserken bile belirli bir start noktası vardır.. Yada bize öğretilen bu.. Zaten bize öğretildiği üzre yaşamıyor muyuz? Yani ne bileyim mesela erkeklerin yumurtalıklarının serin bir ortamda bulunması gerektiği için vücutlarının dışında olmasına rağmen pantolon giyip kadınlar için böyle bir gereklilik yokken onların etek giymeleri gibi mesela.. Aslında oaly şu ki kendimize yabancılaştırılarak büyüdük ve doğamızda var olan şeylerden edep başlığı altında utanmamıza sebep oldular... Yahu sevdiğin insanı fevri bir hareketle üzdüğün için pişman olursun yada sözünü tutamadığın için utanırsın onu anladık.. Ama kendinden utanman nedir ya? Sen yeni aldığın bilgisayarı kurcalamaz mısın? O normal de Ergenliğe giren çocuğun cinsel uzvunun işlevlerini henüz keşfetmesiyle ona meğletmesinden utanması normal mi? Aslında bu aralar benim de pek normal olduğum söylenemez paranoyadan şizofreni basamağına güçlü adımlarla çıkasım var...
Delirmek için güzel bir gün zira...
Oysa eski günlerde güzeldi...
Sanırım çok yoğundum yeni farkediyorum...
Aslında tek taraflı bir ilişki için kullanılmaktasınız "psikoloğa para vermemek için buraya yazıyorum.." tabi şu anda "Tüh ulan kullanıldık!" deseniz bile iş işten geçti ama durum şu ki eski bir dükkandan bozma olan bu evi bana studyo daire diye kakalamalarına izin verdiğimden beri sokaktaki kedi köpekle muhabbet eder oluşum ciddi bir sorunsala yüzme havuzlarındaki abazalar misali bombalama atlamama vesile oldu..
Aslında bu eski mekan perili olduğu için bir lanetle yalnızlığa sürüklenmişim gibi oldu bu anlatış biçimi ama öyle değil elbet buraya ben kaçtım..
Kaçmak kurtulmak değilmiş bunu yeni farkediyorum..
Katalog tasarlıyordum da az evvel sesli olarak düşündüğümü farkettim.. "Hangi özgürlük seçeneğini tüketiyorum acaba.. " Kalıplar yaratırlar tarzlar oluştururlar biçimler kıllar yünler tüyler dinler vs vs.. Ve seçmemizi isterler sen bunlardan hangisisin derler.. Onların tanımladığı bir şey olmak.. Bu sinir bozucu.. Fakat bu güne kadar bize enjekte edilen öğretilerden kaynaklı hemen şu soru oluşabilir.. İnsan kendisini bu kalıplar olmadan nasıl ifade eder.. Yani sorsalar kendini bi cümle ile anlat diye "ota boka karşı çıkan bi tipim" demeyeceğime göre bedensel bir izah yöntemi bulmam gerekirdi.. Zira altınçağın başında bu yöntem vardı.. Ama en azından doğal olanı buydu.. neyse..
Şimdilik bu kadar...